Plomari Belediyesi

Adanın güney sahilinde, anakaranın denizle aşk içinde birleştiği yerde, aynı ismi taşıyan belediyenin başkenti ve “Plomaritohoria” olarak bilinen yedi köyden oluşan otantik Plomari bulunmaktadır. Plomari’deki köyler şunlardır Akrasi, Ampeliko, Megalohori, Neohori, Paleohori, Plagia, Trigonas. Adanın en önemli bölgelerinden biri, güney sahilinde bulunan Plomari’dir. 19uncu yüzyılın ortalarında, Plomari Başkent Midilli’den sonra Lesvos’un en büyük atölyecilik, sanayi ve ticaret merkezine dönüşmüştür. Sahil yanında olan mevkiinden dolayı ise, denizcilik ve deniz ticareti açısından önemli bir kavşak olmuştur.

Burada sarp yamaçlara kadar uzanan bir zeytinlik, derbentler, dağlar, küçük kanyonlar ve güney kısmı denize uzanan zor geçit veren yarı dağlık bölgeler göreceksiniz. Kuzey ve doğu kısmında toprak şekli, bölgenin nispeten izole olmasına yardımcı olmaktadır. Altın sahil, boyun eğmeyen kayalar, inanılmaz dağ manzaraları, zengin bitki örtüsü ve geleneğe uygun mimari zaman içinde bozulmadan kalmıştır.

Plomari
Büyük, bir çarşı ve turistik hareketliliğe, aynı zamanda da Agios İsidoros’a sahip olan, türkuvaz sulara sahip rüya gibi, kumlu bir plajı olan baş köydür.

Canlı Plomari geleneği gelişmeyle bir arada yaşatmaktadır. Terk edilmiş zeytin ve sabun imalathaneleri, mimari açıdan orijinal malikaneler, dar sokaklar, görkemli kiliseler, ve sergi çeşitliliğine sahip olan Folklor Müzesi köyün geçen yüzyılda yaşamış olduğu zenginliğin şahitliğini yaparlar.

Denize yakın olan çarşı meydanı ve iskeledeki merkezi meydan beldenin ekonomik, sosyal ve sembolik merkezini oluşturur. Burada, ‘Lesvos’lu Benjamin’ Kulübü ve Plomari müzisyenleri için sahneye sahip olan ve özellikle kasabadaki şehir nüfusunu toplayan eski kahvehaneleri vardır. Oysa bütün belde alanında, meydandan başlayıp, birisi kuzeye İsa-Mesa beldesine, diğeri ise doğuya, Plataneli’ye kadar olan sahil ile paralel ve Tarsana beldesine kadar uzanan iki merkezi eksen üzerinde birçok kahvehane vardır.

Biraz Tarih
(19uncu ve 20nci yüzyıl)
O dönemde aşağıdakiler faaliyet göstermekteydi
12 sabun imalathanesi
10 zeytinyağı imalathanesi
1 hydrolik un imalathanesi
2 çekirdek yağı imalathanesi
2 buharlı talk fabrikası, bölgedeki talk madenini işleyen fabrikalar.
1912’de Plomari’de iki adet tabakhane, hatta iki adet de tersane vardı.
Sabun üretimi, özellikle talkla karıştırılmaya başlandıktan sonra, büyük kârlılık göstermeye başladı.
Ayrıca, burada uzo veya rakı üretimi de büyük gelişme gösterdi. Bu üretim ilk başlarda, “rakaria” adındaki küçük yerli damıtım evlerinde üretilmekteydi. 19uncu yüzyının sonlarından itibaren ise Plomari içki imalathaneleri gelişmeye başladı. Bunlar çok önemli atölyelere dönüşerek, ihracata yönelik büyük üretim yapmaya başladılar.

Uzo
İçimi tatlı ve özel bir anason aromasına sahip olan Plomati uzoları eşsiz tatlarıyla ün yapmışlardır. Plomari-Arvaniti, Giannatsi ve Pitsiladi içki imalathanelerine ve hatta eski “Barbagianni” içki Müzesine bir ziyaret düzenlemeniz tavsiye edilir.

Bugün
Plomari’nin nüfusu yaklaşık 3.500’dür. Eski sınai kalkınmasından bugün açık kalan sadece uzo üretim Fabrikaları ve Kooperatiflere ait olan zeytinyağı üretim atölyeleridir. Zeytincinlik bölgenin öncül gelir kaynaklarından biri olmaya devam etmektedir, son yıllarda ise turizm de büyük gelişme sergilemektedir.
Plomari tatilde aranan sakinlikle yaz döneminin canlı yaşam tarzını birarada yaşatmaktadır. Her tür kategoriden kaydadeğer otelleri, turizm büroları, alışveriş mağazaları, barlar, kafeler, restoranlar ve geleneksel tavernalar bütün yıl açıktır.

Mimari
Köyün evleri kent tarzında ve yoğun bir yerleşim biçiminde inşa edilmiştir. Mimarideki farklılık buraya yerleşen yabancıların etkisinde kalmış olup, iki veya üç katlı, kiremit çatıları olan, şahnisinli ve taşlı furuşlara sahip taş evlerdir.
Sade romantik klasik ritmini korurlar, ön cephelerinde sıkça kalkana rastlanır, değişik renklerde boyanan ahşap pencere ve kapıları ise, Plomari halkının estetik zevkini çok canlı bir şekilde yansıtır. Bu estetik günümüz ziyaretçisine de yansımaktadır, çünkü son yılların ekonomik kalkınması beldenin iç semtlerindeki özelliğini önemli derecede bozmamıştır. Bu semtler geçmişten gelen mimari yapıyı ve şekilleri hemen hemen olduğu gibi korurlar.

‘Plomaria’dan geçerken
Batıda otantik Ammoudeli, biraz ileride Melinda’nın mükemmel çakıllı sahiline giden yol ve daha sonra inanılmaz sulara sahip olan Drota vardır. Plomari’nin içinden geçen Sedounta ırmağını takip ettiğiniz taktirde, kendinizi büyük gölgeli, sarmaşıklarla sarılı çınar ağaçları ve tahta köprülerde bulursunuz. Buradan su enerjisiyle çalışan, eski bir zeytinyağı imalathanesi ile bol zeytinliği olan gizli vadilere çıkarsınız.
Nehir yatağı boyunca yokuş yukarı yürüyerek, oluk içinde kurulu olan eski zeytin değirmenine rastlayacak ve zeytinliklerin manzarasını seyredeceksiniz.
Trigona’ya gitmek üzere yolunuzdan biraz çıkın, çınar ağaçları ve  sarmaşıklarla dolu bir oluğun yatağı boyunca uzanan muhteşem Kolymvatera beldesine uğrayın.  Burada Kostas Moukas’ın nefis organik ürünler ürettiği «Eco tourism» çiftliğini, yeni bir kahvehane ve atların olduğu ahırlara rastlarsınız.
Yolunuza devam ederseniz, Mesouna’nın terk edilmiş evlerine rastlarsınız, üçyol ağzından sol yolu tutunca, inanılmaz güzelliğe sahip olan Kariona platosuna ulaşırsınız; burada yüksek çam ağaçları, ortaçağ kalesinin yer aldığı taş tepe, Gera körfezinin manzarası ve su ile soğuk içecek içmek üzere küçük bir kahvehane vardır. Agia Paraskevi kır kilisesinden yokuş aşağı giden bir yol size Gera’nın başköyü olan Skopelos’a götürür.

Görmeye değer
Restore edilen bir sabun imalathanesinde barınan Kültür merkezi, etkinlikler ve kongre salonuna sahiptir, ayrıca daimi veya dönemsel sergilere konukluk eder. Büyük öğretmenin onuruna ‘Lesvoslu Benjamin’ adına sahiptir.
Bütün gerekli hizmetleri sağlayan turistik tekne marinası.

Plomari’nin Diğer Köyleri

Megalohori
Lesvoslu Benjamin’in doğduğu yer olan bu enfes köt, 18inci yüzyıla kadar esas Plomari idi. ‘Ploumaria’ adındaki 18 küçük köyden oluşmaktaydı ve bölgenin en büyük sınai ve tarım merkeziydi. 1841-1843 yıllarında meydana gelen büyük yangınlar Megalohori’yi tahrip etmişlerdir, bu yüzden bugüne kadar buraya sık sık “Yanan Köy” dediklerini duyacaksınız. Ağaçların arasında gizli olan Köy 600 metre yükseklikte yer alır ve bu nedenden dolayı adanın “İşviçresi” olarak anılır. 1850 yılındaki büyük don ağaçları mahvetmiş ve Megalohori halkını deniz kenarına göç etmeye zorlamıştır. Böylece, 20nci yüzyılın başlarına kadar ortasından Sedounta nehri geçtiği için Potamos (Nehir) adına sahip olan, bugünkü Plomari kurulmuştur. Bölgenin balından bulursanız muhakkak alın, çünkü Yunanistan’ın en iyi ballarındandır. 
Burada, biraz aşağıda Protouli ailesinin ödül alan Aegean Gold zeytinyağı imalathanesi bulunmaktadır.

Kournela- Paleohori
Megalohori’den yaklaşık 3 km uzaklıkta, dağın tepesine tırmanmış olan Kournela bulunmaktadır. Terk edilmiş olan bu köyün, Midilli’li bir işadamı tarafından temelden restore edilerek ziyaretçiler için bir cazibe merkezi olması beklenmektedir.
Karşı dağda Plomari kasabasının en büyük ve en canlı köyü olan Paleohori dikilmektedir.

Ampeliko
Ampeliko Olympos’tan inerek aşağıda Vourko ile birleşen oluğun içinde kaybolan bir köydür. Çamlar, sular, terk edilmiş kiliseler, otantik kahvehaneler, güzel bir kilise, bir ortaçağ kulesi ve bazı Roma kalıntıları buranın kimliğini oluşturmaktadır.
Size ‘Tencereden ne çıkarsa’ ikram etmeye veya serbest dolaşan tavukların yumurtaları ile patates ve yerli beyaz peynirden oluşan bir omlet yapmaya hazır sahipleri olan küçük bir kahvehanesi vardır. Kaçırmayın!

Boros: farklı bir köy
Plomari’den 16 km uzaklıkta, eşsiz güzellikle olan Boros veya Neohori adındaki köy vardır. Priona oluğunun üstünde, sarp bir kayanın yamacında inşa edilmiştir.
“Boros” veya “Bouros”adı evlerin avlularından ve alt katlarından çıkan bol sulardan dolayı verilmiş olabilir. 1957’de adı Neohori olarak değiştirilmiştir. Bugün az sayıdaki yerliler, sonsuz yalnızlıkları ile birlikte, köyün inanılmaz güzelliği ve doğasının tadını çıkarmaktadırlar. Neohori’liler derneği köyün eşsizliğini ortaya çıkarmak için özenli bir şekilde büyük bir faaliyet yürütmektedir.

Zeytinyağı İmalathane Müzesi
“Bourou’nun Makinası” geleneksel sınai mimarisinin paha biçilmez değere sahip olan, önemli bir anıtıdır. Ziyaret etmeye muhakkak değer.

Akrasi
Plomari’nin batısında, çınar ağacı ve birçok eski kahvehanesi ile, adanın en güzel meydanlarından birine sahip olan bir köydür. Çevredeki doğanın güzellikleri ve yeşillikleri sonsuz, ormanların vahşiliği ise tasavvur edilemez güzelliktedir. Yokuş aşağı giden yol sizi Krifti Panagia gizli inişine, hatta Drota sahiline yönlendirecektir.

Plagia
Plomari ‘nin çok yakınında, Agia Varvara bölgesinde limanı olan, küçük ve sakin bir köydür. Çınar ağaçlarının altındaki tavernada mezeleri denemek için durmaya değer.

Trygonas
Tarımsal mimariye sahip küçük şirin evleri olan köy sizi büyüleyecektir, çünkü manzarası başka çağları anımsatır.

Romantik sahiller
Akrasi’deki Drota ve Melinda’daki Paleohori’nin çakıl taşlı, yemyeşil sahilleri, kudret ve aynı zamanda sükunet hissi uyandıran eşsiz manzaraya sahiptirler. Ulaşımı biraz zor olmasına rağmen, ziyaret etmeye değer. Her iki sahildeki tavernalar adanın en otantik olanlarındandır. Eğer tekneniz varsa, arada kayaların üzerinde olan Krifti Panagia’yı (Gizli Meryem Ana) ziyaret edebilirsiniz. Turkuvaz renkli sulara dalın, Ege’nin damarlarınızda attığını hissedeceksiniz.